Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

Günlük hayatın alışılmışı olan hapşırık, beyin kanamasına sebebiyet verebilir. Bu refleks, hastalık hatta ölüme kadar götürebilir.

ÖLÜME SEBEBİYET VERİYOR...

Genel olarak burundaki sinirlerin uyarılması sonucu istemsiz bir şekilde gerçekleşen hapşırma, bizler için oldukça önemli bir refleks. Bu uyarılma bazen güneşe bakma, bazen burun içinin kaşınması sonucu olabiliyor. Vücut için son derece faydalı bir refleks olan hapşırık; anevrizma, hipertansif rahatsızlıklar, metabolik sebepler ve vasküliti olan hastalar için ise oldukça tehlikeli olabiliyor.

GÖZLER AÇIK HAPŞIRILIR MI?

Hapşırma, aslında nefes vermek. Nefes vermekten tek farkı istem dışı olması. Burun içindeki sinirlerin çeşitli sebeplerle uyarılması sonucunda gerçekleşen hapşırma esnasında ağız kapalı tutulursa; beyne giden fazla basıncın etkisiyle beyin kanaması, buna bağlı olarak anevrizma, hipertansif hastalıklar ve vaskülit gibi sağlık problemleri ortaya çıkarıyor. Beyin kanaması sırasında ise ölümle sonuçlanan vakaların sayısı ise hiç de az değil. Hapşırma ile ilgili bir diğer ilginç nokta da, hapşıran insanların gözlerini açık tutamaması. Bunun nedeni ise kişilerin fark edemeyeceği seviyede bir acının gerçekleşiyor olması. Refleks olarak gözler kapatılıyor.

UYURKEN NEDEN HAPŞIRMAYIZ?

Uykusunda hapşıran birine rastlamamışsınızdır muhtemelen. Bunun nedeni kişiler uykudayken sinir hücrelerinin birçoğunun bloke edilmiş olması olarak biliniyor. Sinirlerin uyku esnasında uyarılması için ciddi büyüklükte etkiler gerekirken, böyle bir etki olduğunda da zaten hapşırmadan evvel uyanma evresi gerçekleşmiş oluyor.

HAPŞIRMA BEYİN KANAMASINA NEDEN OLUR MU?

Hapşırırken ellerle burnu tıkamak, damarların içindeki basıncın artış göstermesine neden oluyor. Neticesinde de burun kanaması meydana geliyor. Bu durumun bir benzeri aşırı ıkınma neticesinde de görülüyor. Kişilerin burun bölgesindeki damarların çeperlerinde zayıflık varsa kanama daha mümkün hale geliyor ve en ufak bir etkide kanama gerçekleşiyor. Kanama öncesinde kendini baş ağrısı ile belli edebiliyor. Ardından rahatlamak isteyen damarlar kanı burun yoluyla dışarıya bırakabiliyor.

 

Kaynak: www.ensonhaber.com

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

Bademcik taşları (tonsil magmaları), KBB muayenesinde veya tonsillektomi ameliyatı sırasında rastlanabilen klinik bir durumdur. Bademcik taşları beyaz veya sarı renkli, farklı boyutlarda, tek ya da birden fazla sayıda, tek taraflı veya çift taraflı olabilirler.

BADEMCİK TAŞI NEDEN OLUR?

Bademcik taşları tonsil kriptlerinde yemek artığı ve buradaki ölü hücrelerin artıklarının birikmesiyle oluşur. Özellikle bademciklerinin çukur kenarları keskin ve derin olan kişilerde bu çukurların içine yemek artıkları daha kolay girdiğinden, bademcik taşı oluşumu bu kişilerde daha sık görülür.

Bademcik taşı (tonsil magma) oluşumunu kolaylaştıran faktörler: 

Yemek artığı ve ölü hücrelerin birikimi

Geniz akıntısı

Bademcik enfeksiyonu

Ağzı açık uyumak, bunlar gibi durumlara bağlı bademcik taşı gelişebilir.

BADEMCİK TAŞI BELİRTİLERİ

Bademcik taşları çoğunlukla belirti göstermeseler de nedeni bilinmeyen klasik ağız kokusu, gıcık öksürüğü, boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, boğaz ağrısı, nadiren kulak ağrısı, boğazda batma ve takılma hissi, boğazda yabancı cisim hissi gibi belirtiler gösterir.

BADEMCİK TAŞI TEŞHİSİ

Bademcik taşı belirtileri olan kişinin öncelikle bir KBB uzmanına başvurması gerekir. Küçük boyutlarda görülen tonsil magmaları rutin KBB muayenesinde tonsil kriptlerinin içerisinde veya tonsillektomi işlemi sırasında görülebilmektedir. Fakat gizlenmiş tonsil magmalarının direkt bakıda görülemeyebileceği akılda tutularak ayrıntılı bir tonsilla palatina muayenesinin de yapılması gerekebilir.

Boğaz ağrısı, boğazda batma ve takılma hissi, gıcık öksürüğü, yutma güçlüğü, ağız kokusu, kulak ağrısı gibi yakınmalar birçok faktöre bağlı olabilir, bu nedenle bu tür durumların altta yatan nedenin iyi araştırılması önemlidir. Ayrıcı tanıda Eagle sendromu, tonsil hipertrofisi (bademcik büyümesi), akut ve kronik bademcik iltihabı, peritonsiller apse, yabancı cisimler, ektopik kemik veya kıkırdaklar, lenf düğümleri ve granülamatöz lezyonlar göz önünde bulundurulmalıdır.

BADEMCİK TAŞI TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Bademcik taşlarının kesin ve kalıcı tedavisi bademcik ameliyatıdır (tonsillektomi). Bunun dışında bademcik taşlarına yönelik küretaj işlemi (lokal anestezi ile taşın yerinden çıkarılması işlemi) yapılabilir. Fakat bu işlem kalıcı tedavi sağlamaz, çünkü taşlar tekrar oluşabilir.

Son yıllarda bademcik taşı için uygulanan bir diğer işlem ise bademcik kenarındaki çukurun düzleştirilmesi işlemi olan ve ”kriptolizis” denilen bu yöntemde genellikle karbondioksit lazer kullanılır ve taşın kenarlarındaki bademcik dokusu eritilir ve derin olan bu çukur yüzeysel bir çukur haline getirilir, ancak bu yöntem de kesin çare olmayabilir. Kronik ve tekrarlayan tonsil magmaları (bademcik taşları) varlığında tonsillektomiye gerek duyulabilir.

BADEMCİK TAŞI OLUŞUMU ÖNLENEBİLİR Mİ?

Bademcik taşlarının oluşmasını önlemek için bazı öneriler fayda sağlayabilir. Örneğin gıdaları iyi çiğnemek, bol sıvı tüketmek, doktorun önerdiği bazı gargaraları kullanmak, ağız bakımına ve temizliğine özen göstermek, süt ürünlerini çok fazla tüketmemek gibi önerilerden bazı hastaların yarar gördüğü konusunda bilgiler vardır. Burun tıkanıklığı nedeniyle ağzını açarak uyuyanlarda bademcik taşı oluşma riski vardır, bu nedenle burun tıkanıklığı nedeninin bulunması ve tedavi edilmesi önemlidir. Yine geniz akıntısı da bu duruma sebep olabildiğinden geniz akıntısının da nedeni araştırılmalı ve tedavisi yapılmalıdır.

 

Kaynak: www.saglikocagim.net

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

Doç. Dr. Ali Titiz 'İşitme ve Denge Sağlığı' semineri ile Lions üyeleriyle buluştu ve merak edilen soruları da yanıtlayarak işitme kaybı konusunda bilgi verdi.

Acıbadem Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Titiz, düzensiz ilaç kullanımının kulak üzerindeki etkilerini anlattı. "Düzensiz ilaç kullanımı çınlamaya neden oluyor” diyen Doç. Dr. Titiz kulak çınlaması şikâyetleri üzerine birçok vatandaşın kendilerine başvurduğunu dile getirdi. Vitamin eksikliğinin de kulak çınlaması yaşatabileceğini belirten Titiz, doktor kontrolünün öneminin üzerinde durdu.

Ani işitme kaybı 3 günden az sürede gerçekleşir

İşitme kaybının her yaş için önemli olduğunu fakat özellikle iki yaş altı çocuklarda yaşanabilecek işitme kayıplarının ciddiye alınması gerektiğine vurgu yapan Doç. Dr. Titiz, ani işitme kaybının 3 günden az sürede gerçekleştiğini kaydetti. Doç. Dr. Titiz, kulakta meydana gelen bazı sorunların doğru zamanda teşhis edilmeyip tedavisi yapılmadığı takdirde geri döndürülemez işitme kayıplarının yaşanabileceğini de anlattı.

Kulak temizliği yaptırılmalı mı?

Kulak temizliği konusunda merak edilen soruları yanıtlayan Doç. Dr. Titiz şunları söyledi: "Kulak temizliği uzman hekimler tarafından yapılmalı. Kulak çöpü kullanımını ise önermiyoruz. Kulağın kendi yapısında temizleme özelliği zaten var. Ayrıca kulağa sokulan pamuklu çubuk, vücuttan atılmak üzere olan salgıyı iterek kulak zarını kapatabiliyor, bu durum da duyma bozuklularına neden oluyor”

 

Kaynak: www.kadinvekadin.net

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

Burun kırığı, nazal kemiklerin kırılması veya burun köprüsünü oluşturan kıkırdağın dislokasyonudur. Yandan gelen bir darbe, kemikleri kırabilir ya da burun kıkırdağını yerinden çıkarabilir veya septumun (burun içini bölen duvarın) kaymasına yol açabilir. Kırık alanında kemikler açığa çıkabilir. Burun kırığı bazen ciddi travmalara bağlı geliştiğinde yüzün diğer bölgelerinde de yaralanmalar olabilir, burun kırığı çok ciddi olabilir ve bu tür kırıklardan sonra acil müdahale gerekir.

BURUN KIRIKLARI (NAZAL FRAKTÜR) NASIL OLUŞUR?

Birinci sırada darbe alınması

İkinci sırada trafik kazaları

Üçüncü sırada düşme kazaları

Dördüncü sırada delici ve kesici alet yaralanmaları gibi etkenler, burun kırılmasının en sık karşılaşılan nedenleri arasındadır.

BURUN KIRIĞI (NAZAL FRAKTÜR) TİPLERİ 

Lineer kırık

Deplase kırık

Parçalı kırık

Kopma kırığı gibi kırık tipleri burunda sık görülen kırık tipleridir.

BURUN KIRIĞI (NAZAL FRAKTÜR) BELİRTİLERİ

Burun kısmına önden alınan bir darbe burun kemiklerinin dışa doğru çıkmasına neden olur ve köprüyü baskılar.

Travmadan sonra burunda kanama, burundaki şekil bozuklukları burunda bir kırık oluştuğunu anlamak için genellikle yeterlidir.

Kırığa genellikle kemiğin üzerini örten yumuşak dokuda ciddi bir şişlik eşlik eder.

Morarma ve diğer kızarıklıklar darbeden hemen sonra oluşmasa da, genellikle 1-2 gün sonra gibi oluşur.

Kırık bir burun, kırığın tipine ve şiddetine göre değişmekle birlikte ciddi ağrı verir ve bu ağrı, hassasiyet burun kırıldıktan sonra 3 hafta kadar devam eder.

Özellikle çocuklarda burun kırıkları sinsi seyirli olabilir, çünkü çocuklarda kemik ve kıkırdak yapı daha esnek olduğu için ciddi belirtiler göstermeyebilir. Burun kırığı olan bir çocukta 1-2 gün sonra burunda tıkanıklık ve burundan nefes alamama önemli bir bulgudur.

BURUN KIRIKLARI NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Burun kırıkları yüz bölgesinde en sık görülen kırıklardır. Burun kırıklarını KBB doktorları çoğunlukla elle muayene ya da yüzdeki, burundaki şekil bozukluğu ile anlayabilirler. Fakat burun kırıkları genellikle kazalar ya da darbeler sonucu oluşabilen kırıklar olduğu için ve bu durumlar adli vakalar olduğundan, hem teşhis hem de durumun kanıtının olması için düz nazal grafi çekilmesi gerekir.

BURUN KIRIĞI TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Burun kırıklarında genellikle yaralanmadan hemen sonra, daha şişlik başlamadan ya da yaklaşık 10 gün sonra şişlik azalmaya başladıktan sonra müdahale edilir. Bazen yerinden oynayan köprü lokal anestezi ile dikkatlice yerine oturtulur. Ancak genellikle genel anesteziye ihtiyaç duyulur. Bazen de iyileşme sürecinde sabitleyici sargı ile burun sargıya alınır. Geç gelen olgularda (örn. 10 gün sonra gibi) kırık hatları kaynamaya başlayacağı için redüksiyon değil, rinoplasti işlemleri ile burnun tekrar kırılıp düzeltilmesi gerekebilir.

Burun kırıklarında erken dönemde tedavi yapılmaz ise ciddi şekil bozukluklarına, septum deviasyonuna, burun eti büyümesine, burun tıkanıklığına yol açabilir. Bu nedenle erken teşhis ve erken tedavi burun kırıklarında da önemlidir.

Nazal fraktürler (burun kırıkları) kozmetik soruna neden olduğu birlikte genellikle olayın adli boyutu da vardır (darp, trafik kazası gibi), bu nedenle tanı ve tedavide uygulanan yöntemlerin kayıt altına alınması ve gereken durumlarda olayın adli birimlere bildirilmesi gerekir.

BURUN KIRIKLARI (NAZAL FRAKTÜR) REDÜKSİYONU NEDİR VE REDÜKSİYON İŞLEMİNİN RİSKLERİ NELERDİR?

Nazal fraktür redüksiyon işlemi nedir?

Bu işlemde çoğunlukla lokal anestezi kullanılır. İşlem uygulanırken burun içindeki kırık kemik parçası ya da parçaları düzeltilir, burun içine tampon konularak içeriden desteklenir. Sonrasında burun dışarıdan alçı tampon ya da splintler ile kapatılır.

Nazal fraktür redüksiyon işleminin başarı oranı nedir?

Bu işlemin başarı oranı yüksektir (%80-90 gibi bir oranla), ancak kozmetik problemler söz konusu olursa başka bir operasyona ihtiyaç duyulabilir.

Nazal fraktür redüksiyon işleminin riskleri nelerdir?

Redüksiyon işleminin kanama riski: Ameliyat sırasında ya da ameliyattan sonra (birkaç hafta içinde) kanama olabilir. Ameliyat sırasında kanama olursa tamponlama ile önlenebilir. Ameliyat sonrasında kanama oluşur ise kanamayı durdurmak için lokal anestezi yapılarak buruna tampon yerleştirilebilir veya kanamayı durdurmak için başka bir ameliyat gerekebilir. Kanama nedeni ile kan transfüzyonu (damardan kan verilmesi) gerekebilir.

Redüksiyon işleminin enfeksiyon riski: Enfeksinyon kapması durumunda antibiyotikler ile tedavi gerekir. 

Redüksiyon işleminin estetik sorunları: Burnun yeni görünümünde süreklilik gösteren ya da tekrarlayan kozmetik sorunlar oluşabilir. Bu durumda estetik ameliyatı gerekebilir.

Redüksiyon işleminin diğer riskleri: Burun içinde yapışıklıklar ya da skar dokusu oluşabilir ve bu durum için tekrar ameliyat gerekebilir. Dudağın üst kısmında ve/veya üst ön dişlerde his kaybı oluşabilir.

Nazal fraktür redüksiyon işleminin komplikasyonları

Nazal fraktür redüksiyon işleminin alerjik komplikasyonları: Şişlik, kaşıntı ve şoka varabilen ağır dolaşım bozuklukları gibi alerjik reaksiyonlar görülebilir.

Nazal fraktür redüksiyon işleminin merkezi sinir sistemi komplikasyonları: Huzursuzluk, kasılmalar, solunum bozuklukları, kan basıncı yükselmesi veya düşmesi, kalp atım düzensizlikleri gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

Nazal fraktür redüksiyon işleminin akciğerler ile ilgili komplikasyonları: Akciğerlerin küçük alanlarında sönme/çökme oluşabilir. Bu durum antibiyotik tedavisi ve fizik tedavi gerektirebilir.

Nazal fraktür redüksiyon işleminin dolaşım sistemi ile ilgili komplikasyonları: Ağrı ve şişmeyle birlikte bacaklarda pıhtı oluşumu (derin ven trombozu) oluşabilir. Nadir olarak bu pıhtı bulunduğu yerden koparak akciğerlere gidebilir ve ölümcül olabilir.

Nazal fraktür redüksiyon işleminin kardiyak sistem komplikasyonları: Kalpte zorlanmaya bağlı kalp krizi ve felç gelişebilir.

Bu yan etkilerin görülme oranı sigara içenlerde, kilolu kişilerde ve genel sağlık durumu bozuk olan kişilerde daha fazla olabilir. 

 

Kaynak: www.saglikocagim.net

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil

Serbest T4 testi, tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kullanılır. Hipotiroidi (tiroid düşüklüğü) veya hipertiroidi (tiroid fazlalığı) gibi hastalıkların teşhisinde yardımcı olur.

T4 Nedir?

T4 (tiroksin) ve T3 (triiyodotironin), tiroid bezinde üretilen hormonlardır. Hipofiz bezinden salgılanan TSH hormonu ile ne kadar üretilecekleri belirlenir.

Bu hormonların aşağıdaki görevleri vardır:

Vücudumuzun ürettiği ve harcadığı enerji miktarını kontrol ederler.

Kolesterol seviyesini dengeler.

Soluk alıp vermeyi düzenler.

Sinir sistemi fonksiyonlarında görev alır.

Kalbin sağlıklı çalışmasında rol oynar.

Kilo kontrolü yapar.

Beyin gelişiminde aktif rol üstlenir.

Adet döngüsünü düzenler.

Dolayısıyla, T4 ve T3 seviyeleri normal aralıklarda olmazsa aşağıdaki sorunlar yaşanabilir:

Taşikardi, çarpıntı gibi kalp sorunları

Aşırı yorgunluk, aşırı hareketlilik

Cilt sorunları

Depresyon

Uyku sorunları

Kas sorunları, titremeler

Aşırı veya yetersiz kilo

Görme problemleri

Gelişim geriliği ve diğer metabolik sorunlar

Kısırlık

Serbest T4 Nedir?

Kan dolaşımındaki çoğu T4 ve T3, proteinlere bağlanır. Az bir yüzdesi ise serbesttir (bağlanmamıştır). Kandaki protein seviyesinden çok fazla etkilenmediği için serbest T4 tahlilleri, T4 tahlillerine kıyasla daha fazla tercih edilebilir.

Bu tahliller aşağıdaki amaçlar için istenebilir:

Hipertiroidi veya hipotiroidiyi tespit etmek, nedenlerini ortaya çıkarmak

Farklı tiroid sorunları ihtimal dahilinde ise, ayırıcı tanı koymak

Hipofiz bezi sorunlarını tespit etmek

Kadınlarda görülen kısırlığın neden görüldüğünü ortaya koymak

Tiroid hastalığı tedavilerinin ne kadar etkili olduğunu analiz etmek

Tiroid kanserine yapılan müdahalelerin yeterli olup olmadığını tespit etmek

Serbest T4’ün Normal Değer Aralığı

Serbest T4’ün normal değer aralığı 0,8 – 2,0 ng/dL’dir (nanogram/desilitre).

Bu aralık farklı laboratuvar sonuçlarında bir miktar oynayabilir. Ya da farklı ölçüm birimleri kullanılıyor olabilir.

Serbest T4 Yüksekliği Ne Anlama Gelir?

Serbest T4 yüksekliği genel anlamda tiroid bezinin aşırı aktif olduğu anlamına gelir.

Aşağıdaki hastalıklar ve etkenler bu sonucu doğurabilir:

Graves hastalığı

Üreme hücresi tümörü

İyot kaynaklı hipertiroidi (tiroid fazlalığı)

Tiroid bezi iltihabı

Zehirli guatr

Gebe karnındaki trofoblast hücrelerde görülen hastalıklar

Tiroid hormonu ilaçlarının (levotiroksin) aşırı kullanımı

T4’lerin bağlandığı protein miktarının değişmesi, toplam T4 yüksekliğine neden olabilir. Hamilelik, doğum kontrol hapları ve karaciğer hastalıkları toplam T4 yüksekliğine yol açabilir.

Serbest T4 Düşüklüğü Ne Anlama Gelir?

Serbest T4 düşüklüğü genel anlamda tiroid bezinin yetersiz çalıştığı anlamına gelir (hipotiroidi).

Aşağıdaki etkenler bu sonucu doğurabilir:

Haşimato hastalığı

Hastalıklar

Gıdasız kalmak, uzun süreli açlıklar

Anabolik steroid, tiroid önleyiciler, amiodoron, lityum gibi bazı ilaçlar

Serbest T4 Düşüklüğü Ve Yüksekliğinin Tedavisi

Tedavide öncelikle T4 seviyesinde dalgalanmaya yol açan hastalık tespit edilir. Hipotiroidi vakalarında sentetik (yapay) tiroid hormonları kullanılabilir. Hipertiroidi vakalarında ise cerrahi müdahale, radyoaktif iyot tedavisi veya tiroid önleyici ilaç tedavisi uygulanabilir.

 

Kaynak: www.multiyasam.com

ÖNEMLİ UYARI 

 Web sitemizdeki bilgiler kişileri tanı ve tedaviye yönlendirme amacı taşımaz. Tanı ve tedaviye yönelik tüm işlemlerinizi doktorunuza danışmadan uygulamayınız. İçerikler tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Mutlaka bir uzmana danışmanız tavsiye edilmektedir.